Kayseri’de Bir Akşam ve İçimdeki Eksiklik
Daha Fazlası İçin: İnstagramda neden başkasının takip ettiklerini göremiyorum ?
Yine bir Efin içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “İPhone 16 kaç lira”.
Kayseri’de akşamlar bazen fazla sessiz oluyor. Sanki şehir kendi içine kapanıyor, sokaklar bile daha yavaş nefes alıyor. Ben de 25 yaşında, bu sessizliğin içinde kendi düşüncelerime fazla takılan biriyim. Günlük tutmayı seviyorum; çünkü bazı duygular insanın içinde kalınca ağırlaşıyor, yazınca hafifliyor gibi oluyor.
O akşam da böyle bir akşamdı. Pencerenin kenarına oturmuş, dışarıdaki soğuk havayı izliyordum. Ellerim cebimde, kafamın içinde dönüp duran tek bir soru vardı: “Yeni telefon almak gerçekten bu kadar zor mu?”
Aslında mesele sadece bir telefon değildi. Daha çok, kendime yetişememek hissi gibiydi. Bir süredir aklımda dolaşan o model: iPhone 16. Adını her duyduğumda içimde küçük bir heyecan kıpırdanıyor ama hemen ardından ağır bir gerçek geliyor. Çünkü asıl soru şuydu: İPhone 16 kaç lira?
Telefon vitrini ve içimde büyüyen soru
Bir gün önce şehir merkezine inmiştim. Kayseri’nin AVM’sinde teknoloji mağazalarının önünden geçerken vitrinler sanki bana bakıyordu. Parlak ekranlar, cam gibi pürüzsüz cihazlar… İnsan bakınca sadece bir telefon görmüyor aslında; bir yaşam tarzı görüyor.
Camın arkasında iPhone 16 vardı. Sade, güçlü ve ulaşılmaz gibi. Elimi cebime attım, eski telefonumu hissettim. Ekranı biraz çizik, şarjı gün içinde zor dayanıyor. Ama alışmışım ona. Yine de içimdeki o ses susmuyordu.
Mağazaya girsem mi girmesem mi diye düşündüm. Girdim. Bir çalışan gülümseyerek yaklaştı. Ben doğrudan sormadım bile, önce etrafı gezdim. Sanki fiyatı duymamak için zaman kazanıyordum. Ama sonunda dayanamadım.
“İPhone 16 kaç lira?” dedim.
Cümleyi söylerken bile içimde tuhaf bir sıkışma vardı. Sanki cevabı duymak beni ya mutlu edecek ya da uzun bir hayal kırıklığına sürükleyecekti.
İPhone 16 kaç lira? sorusuyla başlayan gece
Çalışan kısa bir bakış attı, ardından ekrandan bir şeyler kontrol etti. O birkaç saniye bile uzun geldi.
Sonra söylediği rakam…
O anı hâlâ net hatırlıyorum. Sanki bir sayı değil de, benim birkaç aylık hayalimi tek cümlede özetleyen bir gerçekti. İçimdeki heves bir anlığına yükseldi, sonra aynı hızla yere indi.
Mağazadan çıktığımda hava daha soğuktu. Ya da bana öyle geldi. Ellerimi cebime daha derin soktum. Yürürken sadece fiyatı değil, o fiyatın bende uyandırdığı duyguyu düşünüyordum.
Bir telefonun bu kadar uzak hissettirmesi garipti. Sanki sadece para değil, zaman da gerekiyordu. Belki sabır, belki de daha farklı bir hayat düzeni.
Fiyat öğrenme sahnesi
O gece eve döndüğümde bilgisayarı açtım. Farklı sitelere baktım. Her yerde farklı bir rakam, farklı bir yorum. Ama değişmeyen tek şey, benim bütçemle aramdaki mesafenin büyüklüğüydü.
Kendi kendime dürüst oldum. Bu sadece bir “telefon alma isteği” değildi. Biraz da kendime yetişme çabasıydı. Daha iyi bir iş, daha düzenli bir hayat, daha net bir gelecek isteği…
Ama o an sadece bir şey vardı: ekranda parlayan ve bana uzak duran bir cihaz.
Hayaller, maaş ve gerçekler
Kayseri’de yaşamak bana birçok şey öğretti. İnsan burada hayal kurmayı bırakmıyor ama hayallerin yanında gerçekleri de sürekli hatırlıyor. Maaşlar, kiralar, günlük giderler… Hepsi bir denge oyunu gibi.
Bir arkadaşım vardı, aynı gün onunla buluştum. Çay içiyorduk. Konu yine teknolojiye geldi.
“Yeni telefon alacağım,” dedi.
Ben gülümsedim. İçimden geçen ilk şey yine aynı soruydu ama bu sefer söylemedim. O kendisi devam etti:
“iPhone 16 bakıyorum.”
Bir an sustuk. Sonra ben dayanamadım.
“İPhone 16 kaç lira olmuş biliyor musun?” dedim.
O da güldü. “Biliyorum, o yüzden bakmakla yetiniyorum.”
O cümle ikimizin de gerçeğiydi. Gülüyorduk ama aslında ikimiz de aynı şeyi hissediyorduk: ulaşmak istediğimiz şeyler var ama arada görünmeyen bir duvar duruyor.
Arkadaş sohbeti
O sohbet uzadıkça içimdeki duygu daha netleşti. Kıskançlık değil, öfke değil… daha çok bir yetişememe hissi.
Sanki dünya hızlı koşuyor, ben ise aynı hızda yürümeye çalışıyorum.
Ama yine de umut tamamen kaybolmuş değildi. Çünkü konuşmanın sonunda arkadaşım şunu söyledi:
“Biriktiririz ya, er ya da geç alırız.”
O cümle basitti ama içimde küçük bir ışık yaktı.
Biriktirme planı
Eve döndüğümde bir defter açtım. Normalde günlük yazarım ama bu sefer farklıydı. Bir plan yazdım.
Her ay kenara biraz para koymak. Gereksiz harcamaları kısmak. Belki ekstra bir iş bulmak.
Sayfaya büyük harflerle yazdım: “iPhone 16.”
Altına da bir soru: “İPhone 16 kaç lira olursa olsun, ben buna ulaşabilir miyim?”
O an kendime karşı dürüsttüm. Evet, zor. Ama imkânsız değil.
Küçük umutlar
Hayatımda büyük değişiklikler her zaman küçük anlarla başladı. Bazen bir sohbet, bazen bir bakış, bazen de bir mağaza vitrininde gördüğüm bir cihaz…
O gece uyumadan önce uzun süre düşündüm. Telefon aslında bir sembol gibi gelmeye başladı. Sadece teknoloji değil; sabrın, emeğin ve beklemenin karşılığı gibi.
İçimde hâlâ bir eksiklik vardı ama artık o eksiklik sadece boşluk değildi. İçinde bir hedef de vardı.
Sonuçsuz ama devam eden bir arayış
Ertesi gün yine şehirde yürürken vitrinlere baktım. iPhone 16 hâlâ oradaydı. Aynı ışık, aynı parlaklık, aynı uzaklık…
Ama bu sefer içimde farklı bir his vardı. Tamamen kırılmış değildim. Sadece yolun başında olduğumu daha net görüyordum.
Kendime şunu söyledim: Bu sadece bir telefon meselesi değil. Bu, beklemeyi öğrenme meselesi.
Ve belki de en önemlisi, hayal kurmaktan vazgeçmeme meselesi.
İçimde hâlâ aynı soru duruyor: İPhone 16 kaç lira?
Ama artık bu soru beni sadece düşürmüyor. Aynı zamanda harekete geçirmeye başlıyor.
“İPhone 16 kaç lira” konusunu beğendiyseniz Efin sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.